ÖZ
Amaç
Günümüzde özellikle annelerin çocuklarına yönelik helikopter ebeveynlik davranışlarının arttığı ve alanyazındaki çelişkili bulgulara rağmen modern çağa özgü bu ebeveynliğin; ebeveynler, çocuklar ve ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinde olumsuz etkileri olabildiği dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, helikopter ebeveynlik davranışlarıyla ilişkili bireysel ve ailesel faktörleri incelemenin önemli olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada helikopter ebeveynlik ile olumsuz anne-çocuk ilişkisi arasındaki ilişkide annenin olumsuz bekçiliği ve ebeveyn tükenmişliğinin aracı rolünü değerlendirmek için öne sürülen modelin test edilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem
Mevcut araştırma Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan, evli ve ilköğretim birinci kademede en az bir çocuğa sahip olan 270 anne (yaşort=37,09; standart sapma=4,93 yıl) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler, annelerden “Helikopter Anababalık Ölçeği”, “Anne Bekçiliği Ölçeği”, “Ebeveyn Tükenmişliği Değerlendirme Bataryası” ve “Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği” kullanılarak çevrimiçi olarak toplanmıştır.
Bulgular
Yapısal eşitlik modeli analizinin sonuçları, modelin veriye iyi uyum sağladığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, öngörülen modelin anne bekçiliği ve ebeveyn tükenmişliği aracılığıyla gerçekleştiğine işaret etmiştir. Helikopter ebeveynliğin hem anne bekçiliği aracılığıyla hem de doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı saptanmıştır. Helikopter ebeveynliğin anne bekçiliğinden ebeveyn tükenmişliğine giden yol aracılığıyla da sıralı olarak olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı bulunmuştur. Ayrıca anne bekçiliğinin hem ebeveyn tükenmişliği aracılığıyla hem de doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı da görülmüştür. Modelde ebeveyn tükenmişliğinin ise doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç
Bulgular, ebeveynlik alanyazını bağlamında tartışılmış olup, ulaşılan sonuçların anne-çocuk ilişkisini desteklemeye yönelik geliştirilebilecek önleme ve müdahale programlarına rehberlik etmesi beklenmektedir.
Giriş
Ailelerin çocuk yetiştirme yaklaşımları, yaşadıkları dönemin koşulları ve sosyoekonomik durumlarına göre şekillenmektedir.1Günümüzde tıbbi ve teknolojik imkanlar çocukların güvenliğini artırmış olsa da, bugünün çocukları birçok risk karşısında daha savunmasız görülmektedir.2 Özellikle 1980’li yıllardan itibaren eğitim sisteminde artan rekabetin, ebeveynlerin çocuklarının akademik başarısına yönelik kaygılarını yükselttiği ifade edilmektedir.3, 4 Bu durum, ebeveynler arasında daha kaygılı bir ebeveynlik anlayışını yaygınlaştırmış5 ve çocuklarına yönelik aşırı müdahaleci davranışları teşvik etmiş gibi görünmektedir.6 Sonuç olarak, toplumsal güvenlik endişeleri ve geleceğe dair kaygıların, ebeveynlerin çocuklarının akademik faaliyetlerini, çevrimiçi ve çevrimdışı etkinliklerini ve sosyal ilişkilerini daha yakından takip etmelerine neden olduğu belirtilmektedir.7 Alanyazında anne ve babaların daha kaygılı ve aşırı katılımı ile müdahalesini içeren modern çağa özgü bu ebeveynlik biçimi “helikopter ebeveynlik” olarak tanımlanmaktadır.
Helikopter ebeveynlik, anne babaların çocuklarının mutluluğu ve akademik başarısı için aşırı müdahaleci olmaları ve bu süreçte çocukların özerkliğini kısıtlamaları olarak tanımlanmaktadır.8 “Helikopter” terimi, ilk kez Ginott’un9 Between Parents and Teenager (Ebeveynler ve Gençler) kitabında, bir öğrencinin annesinin sürekli etrafında dönerek her hareketini izlemesini tanımlamak için kullanılmıştır. Helikopter ebeveynlik terimi ise Cline ve Fay’in10anne babaların çocuklarının her adımlarını izlediği durumu tanımlamasıyla daha yaygın hale gelmiştir. Alanyazında helikopter ebeveynler, çocuklarının hayatına fazlasıyla müdahale eden, risk almalarını engelleyen, yaşamlarını yönlendiren, aşırı endişe duyan ve gereğinden fazla fedakarlık yapan ebeveynler olarak tanımlanmaktadır.8-11 Bu tür ebeveynlikte temel hedef, çocukları korumak, onların başarılarına katkı sağlamak ve duygusal güvenlik sunmaktır. Helikopter ebeveynliğin daha çok orta gelirli ailelerde yaygın olduğu belirtilmekle birlikte12, farklı sosyoekonomik düzeylerden ve kültürel arka planlardan gelen ebeveynlerde de görülebilmektedir.13Bu ebeveynlik yaklaşımı, hem anneler hem de babalar için geçerli olmakla birlikte14 çocukların her gelişim düzeyinde görülmesi de muhtemeldir. Okul öncesi dönemde, ebeveynlerin çocuklarını sürekli takip ederek onların davranışlarını yönlendirdiği gözlemlenirken, okul çağında çocuğa en iyi okul ve öğretmeni bulmaya çalışmak, ödevlerine aşırı derecede yardım etmek ve boş zaman etkinliklerini fazlasıyla kontrol etmek gibi davranışlar şeklinde görülmektedir.15
Helikopter ebeveynlik, son yıllarda görgül çalışmalarla ele alınmaya başlanmış olup, ebeveynler, aile işlevselliği ve çocuklar üzerindeki etkileriyle dikkat çekmektedir. Helikopter ebeveynliğin “iyi niyet”li doğası ve ebeveynin çocuğa yakınlığı, çocuk tarafından bazen olumlu algılanabilirken, müdahaleci doğası ise genellikle olumsuz algılanmaktadır. Özellikle Batı kültüründe yapılan çalışmalar, bu aşırı müdahaleci yaklaşımın çocuklar üzerindeki etkilerinin büyük ölçüde olumsuz olduğuna işaret etmektedir.16 Görgül bulgular, helikopter ebeveynliğin çocuklarda, özellikle ergenler ve genç yetişkinlerde yüksek stres ve kaygıya yol açarak psikolojik iyi oluşu olumsuz etkilediğini göstermektedir.17, 18 Ayrıca ebeveynlerin çocukları için çabaladığı bu “mükemmel yaşam”, çocukların kendi başlarına problem çözme, karar verme ve özyeterlilik gibi becerileri kazanmalarını da engelleyebilmektedir.19, 20 Sonuç olarak, iyi niyetle yapılan bu ebeveynlik tarzı, çocukların özerklik ve yeterlilik kazanmasını engelleyebilir; ayrıca çocukların kendilerini baskı altında hissetmesine ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin kalitesinin bozulmasına neden olabilir. Nitekim Segrin ve ark.11 çalışması, helikopter ebeveynliğin anne babalar ve çocukları açısından olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi ile bağıntılı olduğunu ortaya koymuştur.
Helikopter ebeveynliğin ebeveynler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar sınırlı olsa da mevcut bulgular, bu tür bir ebeveynlik tarzının, ebeveynlerin stresini artırabildiği ve yaşamdan daha az doyum almalarına yol açabildiğini göstermektedir.21, 22 Ebeveynlikle ilişkili stres faktörlerine uzun süre maruz kalmanın ve bu stresle başa çıkmak için kaynaklarının tükenmesine bağlı olarak “ebeveyn tükenmişliği” ortaya çıkabilmektedir.23 Alanyazında 2000’li yıllardan itibaren ebeveyn tükenmişliği üzerine yapılan araştırmaların artışı da modern ebeveynliğin getirdiği yükü dolaylı olarak ortaya koymaktadır.24 Dolayısıyla çocuklarını korumak ve yetiştirmek için sürekli çaba harcayan ebeveynler, ulaşılması zor standartlar nedeniyle tükenmişlik yaşayabilir.22-25 Ayrıca helikopter ebeveynlerin aşırı müdahale ve kontrol çabası, ebeveynin kendi bireysel ihtiyaçlarını göz ardı etmesine ve özerklik duygusunun azalmasına neden olarak da tükenmişliği tetikleyebilmektedir.14 Dahası, helikopter ebeveynliğin hem ebeveynin hem de çocuğun refahını etkileyerek aşırı kontrol ve katılım ihtiyacını güçlendiren bir döngü yaratabileceği belirtilmektedir.26 Nitekim, tükenmiş ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinde daha az yer aldığını, ebeveynlik rolünde duygusal kopmalar yaşadığını ve ebeveynlikten algıladıkları doyumun azaldığını gösteren çalışma sonuçları mevcuttur.27, 28
Helikopter ebeveynlik ile ilgili çalışmalar her ne kadar ağırlıklı olarak Batı kültüründe yapılmaya başlanmış olsa da Türkiye’nin özerk-ilişkisel benlik ile ilişkilendirilen bir kültür olması29 ülkemiz kültürü içinde helikopter ebeveynliğin norm haline gelmesine yol açmış olabilir.30 Ülkemizde helikopter ebeveynliğin norm haline gelen kısımları ve belirtilen olumsuz etkileri göz önüne alındığında, helikopter ebeveynlik ile ilişkili değişkenlerin belirlenmesi elzemdir. Bunlardan birinin de “annenin baba üzerinde kontrollü, kolaylaştırıcı ya da sınırlayıcı yöntemler kullanarak, babanın çocuk bakımı ve çocukla ilişkisini düzenli, uygun ve tutarlı duruma getirme davranışları” olarak tanımlanan anne bekçiliği olabileceği düşünülmektedir.31 Çünkü helikopter davranışların ebeveynler ve çocuk arasındaki sınırların belirsiz olduğu bir iç içe geçmiş aile iklimi yaratmasından32 dolayı annenin babanın ebeveynliğine yönelik davranışlarının da kendi helikopter ebeveynliği ile ilişkili olması muhtemeldir. Ayrıca annelerin ebeveynliği, çoğu araştırmacının da belirttiği üzere, niteliksel ve niceliksel olarak babaların ebeveynliğinden farklılaşmaktadır.33 Bu nedenle, çocukların bakımı ve eğitimiyle ilgili kararları tek başlarına alma eğiliminde olan ve çocuğu kendi istediği şekilde kontrol altında tutmak isteyen anneler için, babaların ebeveynliği bir tehdit oluşturabilir. Dolayısıyla anneler, eşlerinin ebeveynlik rollerine katılımlarını sınırlayacak şekilde engelleyici ve kontrol edici bekçilik davranışlarında bulunabilirler.
Mevcut Araştırma
Helikopter ebeveynliğin ebeveynlerin psikolojik durumuna nasıl etki ettiğini ve bu sürecin ebeveyn-çocuk etkileşimi üzerindeki yansımalarını incelemenin, olgunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ancak alanyazında helikopter ebeveynlik, anne bekçiliği, ebeveyn tükenmişliği ve ebeveyn-çocuk ilişkisi değişkenlerini bir arada inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, helikopter ebeveynlik ile olumsuz anne-çocuk ilişkisi arasındaki ilişkide anne bekçiliği (engel ve kontrol) ve ebeveyn tükenmişliğinin sıralı aracı rolünü değerlendirmek için hipotez edilen modelin test edilmesidir. Önerilen model, farklı alt sistemlerin bir araya gelerek bütünce hizmet ettiğini ve sürekli bir değişim içerisinde olduğunu öne süren aile sistemleri kuramı34, 35 ve alanyazındaki kısıtlı bulgular temel alınarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda ve yukarıda aktarılan alanyazın ışığında, helikopter ebeveynlik davranışlarının hem olumsuz bekçilik davranışlarına hem de annelerin ebeveynlik rollerinde tükenmişliğine yol açabileceği ve böylelikle anne-çocuk ilişkisine zarar verebileceği öngörülmektedir. Ayrıca annelerin olumsuz bekçiliğinin, helikopter ebeveynlikte olduğu gibi tükenmişlik yaşamalarına neden olarak ailenin iç işleyişinde dengeyi bozabileceği ve ebeveyn-çocuk ilişkisinin sağlıklı gelişimini engelleyebileceği düşünülmektedir. Sonuç olarak mevcut araştırmada, annenin helikopter ebeveynliği ile olumsuz anne-çocuk ilişkisi arasındaki ilişkide anne bekçiliği (engel ve kontrol) ve ebeveyn tükenmişliğinin sıralı aracılık etkilerinin yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir (Şekil 1).
Gereç ve Yöntem
Araştırmada, Karasar’ın36tanımladığı ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra, çalışma nicel ve kesitsel bir desene sahiptir.
Örneklem
Bu araştırmanın hedef popülasyonu, ilköğretim birinci kademede (6-10 yaş) çocuğu bulunan annelerden oluşmaktadır. Minimum örneklem büyüklüğü, Barrett’ın37YEM’ler için önerdiği n>200 kriterine göre belirlenmiştir. Katılımcılar, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak çevrimiçi platformlar üzerinden araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmaya katılım için annelerin evli olmaları, çocukları ve eşleriyle birlikte yaşamaları, hem kendilerinin hem de eşlerinin çocuklarının biyolojik ebeveyni olmaları gerekmektedir. Boşanmış ya da tek ebeveyn olanlar, fiziksel ya da psikiyatrik rahatsızlığı bulunanlar ve engelli çocuğu olan anneler ise araştırmaya dahil edilmemiştir. Dahil edilme kriterlerine uygun olmayan katılımcılar çıkarıldıktan sonra (bkz. istatistiksel analiz), örneklem son haliyle oluşturulmuştur. Nihai örneklem Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan, evli ve ilköğretim birinci kademede en az bir çocuğa sahip olan 270 anneden oluşmaktadır. Annelerin yaşları 25-52 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 37,09 yıldır [standart sapma (SS)=4,93]. Evlilik süreleri de 7 ile 30 yıl arasında (ort=12,66; SS=4,67) değişmektedir. Annelerin büyük çoğunluğu (n=176) üniversite ve üstü bir eğitim düzeyine sahip olup, %60’ı (n=162) ücretli bir işte çalışmaktadır. Ayrıca annelerin %59,3’ü (n=160) kendilerini Türkiye şartlarında orta sosyoekonomik düzeyde gördüklerini rapor etmiştir. Katılımcı annelerin sahip olduğu çocuk sayısı 1 ila 6 arasında değişirken çocuklarının %47,4’ü (n=128) kız, %52,6’sı (n=142) erkektir ve çocukların yaş ortalaması 7,68’dir (SS=1,39). Annelerle ilgili betimleyici istatistikler Tablo 1’de sunulmuştur.
Veri Toplama Araçları
Kişisel Bilgi Formu: Annelerin kendilerine ve ailelerine yönelik demografik bilgilerini elde etmek amacıyla bu çalışma kapsamında hazırlanmıştır.
Helikopter Anababalık Ölçeği: Daşcı30tarafından ebeveynlerin helikopter ebeveynlik davranışlarını değerlendirmek amacıyla geliştirilen ölçek, toplam 24 maddeden oluşmaktadır. Ölçek, “aşırı duyarlık ve kaygı” ile “özerklik sınırlandırma” olmak üzere iki alt boyuta sahiptir. Ölçekten elde edilen yüksek puanlar katılımcıların yüksek düzeyde helikopter ebeveynlik sergilediğine karşılık gelmektedir. Ölçeğin ebeveyn formunun güvenirlik katsayıları alt boyutlar için sırasıyla 0,86; 0,78 ve tüm ölçek için 0,88 olarak rapor edilmiştir.30 Bu çalışmada, ölçeğin ebeveyn formu annelerin kendi helikopter ebeveynlik davranışlarını değerlendirmek için kullanılmıştır. Cronbach alfa katsayıları, alt boyutlar için sırasıyla 0,92 ve 0,83 ve ölçeğin tümü için 0,94 olarak hesaplanmıştır.
Anne Bekçiliği Ölçeği: Puhlman ve Pasley38 tarafından yılında geliştirilen ölçek, Akgöz-Aktaş ve Aydın39 tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Uyarlaması yapılan ölçek ülkemizde 29 madde ve aynı 3 boyut ile doğrulanmıştır. Ölçek, annelerin babaların (eşlerinin) çocuk bakımına yönelik davranışlarını üç boyutta değerlendirmeyi amaçlamaktadır: teşvik, kontrol ve engel. Ölçekteki her alt boyuttan elde edilen puanlar arttıkça, annelerin o boyuttaki bekçilik davranışları artmaktadır. Cronbach alfa değerleri teşvik için 0,81, kontrol için 0,74 ve engel için 0,66 olarak saptanmıştır.39 Mevcut çalışmada annelerin olumsuz bekçilik davranışlarını değerlendirmek amacıyla ölçeğin engel ve kontrol boyutları kullanılmış olup, Cronbach alfa katsayıları sırasıyla 0,82 ve 0,85 olarak hesaplanmıştır.
Ebeveyn Tükenmişliği Değerlendirme Bataryası: Ebeveynlerin tükenmişlik düzeyini saptamak amacıyla Hubert ve Aujoulat25 tarafından geliştirilen ölçek 23 maddedir. Ölçek, Arikan ve ark.40 tarafından dilimize uyarlanmış olup dört alt boyuttan oluşmaktadır: duygusal tükenmişlik, önceki ebeveyn benliğiyle karşıtlık, bıkmışlık hissi ve duygusal uzaklaşma. Ölçekten alınan yüksek puanlar, bireylerin ebeveyn olarak tükenmişlik düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Annelerle yapılan ölçümlerde alt boyutlar ve toplam ölçek için Cronbach alfa değerleri sırasıyla 0,84; 0,80; 0,55; 0,51 ve 0,91 olarak belirlenmiştir.40 Bu araştırmada ölçek, annelerin ebeveyn olarak tükenmişlik düzeylerini değerlendirmek amacıyla kullanılmış olup, Cronbach alfa katsayıları sırasıyla 0,91; 0,87; 0,82; 0,69 ve ölçeğin tümü için 0,95 olarak hesaplanmıştır.
Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği: Ebeveyn ile çocuk ilişkisinin niteliğini değerlendirme amacıyla Hetherington ve ark.41 tarafından geliştirilen ölçek, Aytaç ve ark.42 tarafından uyarlanmıştır. Toplam 15 maddeden oluşan ölçek, “olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi” ve “olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi” olmak üzere iki alt boyuta sahiptir. Alt boyutlardan elde edilen yüksek puanlar, ilgili boyuttaki olumlu ya da olumsuz ilişkinin daha güçlü olduğunu işaret etmektedir. Uyarlama çalışmasında ölçeğin güvenilirlik katsayıları sırasıyla 0,81 ve 0,80 olarak belirlenmiştir.42 Bu çalışmada annelerin çocuklarıyla olan ilişkisini değerlendirmek amacıyla ölçeğin olumsuz ilişki alt boyutu kullanılmış olup, ilgili Cronbach alfa katsayısı 0,80 olarak hesaplanmıştır.
İşlem
Bu araştırma, Samsun Üniversitesi Etik Kurulu’ndan alınan izinle (karar no: 2024-73, tarih: 19.09.2024) yürütülmüştür. Çalışmada kullanılması planlanan ölçekler, Google Formlar üzerinden çevrimiçi olarak hazırlanmış ve ölçek bağlantısı, annelere sosyal medya platformları (Facebook, Instagram, vb.) aracılığıyla duyurularak ulaştırılmıştır. Ölçek sorularına geçmeden önce çevrimiçi bağlantıda katılımcılara bilgilendirilmiş onam formu sunulmuştur. Veriler, yaklaşık yarım saat süren çevrimiçi anket yoluyla Ekim-Kasım 2024 tarihleri arasında toplanmıştır.
İstatistiksel Analiz
Analizlere başlamadan önce, araştırmanın dahil edilme ve dışlanma kriterlerine uygunluk açısından veri temizliği yapılmıştır. Bu süreçte, ulaşılan 310 anneden 33’ünün verisi çıkarılmıştır. Kalan 277 katılımcıya ilişkin uç değerler incelenmiş olup, Z puan aralıklarına uymadığı43 belirlenen 7 uç değer de veri setinden çıkarılmıştır. Daha sonra, nihai örneklem (n=270) için değişkenlerin basıklık ve çarpıklık değerleri incelenerek verilerin normal dağılıma uygunluğu değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösterdiği tespit edilen veriler üzerinde analizler SPSS 22.00 (IBM Inc., Armonk, NY) ve LISREL 8.8 (Scientific Software. Mooresville, IND) programları ile gerçekleştirilmiştir. Analizler kapsamında, ilk olarak değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile incelenmiştir. Ardından, helikopter ebeveynlik ile olumsuz anne-çocuk ilişkisi arasındaki ilişkide anne bekçiliği ve ebeveyn tükenmişliğinin aracı rolünü değerlendirmek için YEM uygulanmıştır. YEM’ye yönelik analizler için kullanılan uyum ve hata istatistikleri ise şu şekildedir: c2/df<3, uygunluk indeksi (GFI), karşılaştırmalı uygunluk indeksi (CFI), düzeltilmiş uygunluk indeksi (NFI), düzeltilmemiş uygunluk indeksi (NNFI) veya artımsal uygunluk indeksi (IFI) ≥0,95 ve yaklaşık hata ortalaması (RMSEA) veya standartlaştırılmış karekök artık (SRMR) <0,08.44, 45 Son olarak, model karşılaştırması için ki-kare fark testinden faydalanılmıştır.45
Bulgular
Değişkenler Arasındaki İlişkiler
Test edilmesi planlanan modelde yer alan gösterge değişkenler arasındaki ilişkiler, Pearson momentler çarpımı korelasyonu analiziyle incelenmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki korelasyon sonuçları Tablo 2’de yer almaktadır.
Değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde; helikopter ebeveynliğin engelleyici bekçilik (r=0,20; p<0,01), kontrol edici bekçilik (r=0,27; p<0,001), ebeveyn tükenmişliği (r=0,18; p<0,01) ve olumsuz anne-çocuk ilişkisi (r=0,27; p<0,001) ile olumlu yönde anlamlı ilişkileri olduğu saptanmıştır. Ayrıca annelerin engelleyici bekçiliğinin ebeveyn tükenmişliği (r=0,35; p<0,001) ve olumsuz anne-çocuk ilişkisi (r=0,42; p<0,001) ile ilişkisinin olumlu yönde olduğu görülmüştür. Annelerin kontrol edici bekçiliğinin de ebeveyn tükenmişliği (r=0,26; p<0,001) ve olumsuz anne-çocuk ilişkisi (r=0,31; p<0,001) ile ilişkisinin olumlu yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, ebeveyn tükenmişliği ile olumsuz anne-çocuk ilişkisi değişkeni arasında olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur (r=0,30; p<0,001).
Yapısal Eşitlik Modeli
Araştırmada test edilmesi planlanan model Şekil 1’de sunulmuş idi. YEM analizine başlanmadan önce, ilk olarak ölçüm modeli sınanmıştır. Bu modelde 4 gizil değişken ve 12 gösterge kullanılmıştır. Gizil değişkenler; helikopter ebeveynlik, anne bekçiliği, ebeveyn tükenmişliği ve olumsuz anne-çocuk ilişkisidir. Gizil değişkenlerin göstergeleri için parselleme yöntemi kullanılmıştır (Şekil 2). Test edilen ölçüm modelinde, standardize edilmiş faktör yüklerinin anlamlı olduğu ve ölçüm modelinin veri ile iyi düzeyde uyum gösterdiği belirlenmiştir [c2(48, n=270)=92,64 p<0,001; c2/df=1,93; GFI=0,95; düzeltilmiş GFI (AGFI)=0,91; NFI=0,97; NNFI=0,98; CFI=0,99; IFI=0,99; SRMR=0,039; RMSEA=0,059]. Düzeltme indeksleri doğrultusunda, teorik açıdan uygun olan anne bekçiliği değişkeninin göstergelerinden anne bekçiliği-kontrol boyutu-parsel 1 (AB-K-P1)’in hata varyansı, AB-K-P2’nin hata varyansıyla ilişkilendirilmiştir. Yapılan bu düzeltme ile ölçüm modeli 2 test edilmiş olup, bu modelin veriye daha iyi uyum gösterdiği saptanmıştır [c2(47, n=270)=57,91 p>0,05; c2/df=1,23; GFI=0,97; AGFI=0,94; NFI=0,98; NNFI=0,99; CFI=0,99; IFI=0,99; SRMR=0,033; RMSEA=0,029]. Ölçüm modeli 2 ile ilişkili değerler Şekil 2 ve Tablo 3’te sunulmuştur.
Ölçüm modelinin ardından yapısal model test edilmiş, standardize edilmiş faktör yüklerinin anlamlı olduğu ve modelin veriye iyi uyum sağladığı saptanmıştır modelin veriye iyi uyum sağladığı saptanmıştır [c2(47, n=270)=57,91 p>0,05; c2/df=1,23; GFI=0,97; AGFI=0,94; NFI=0,98; NNFI=0,99; CFI=0,99; IFI=0,99; SRMR=0,033; RMSEA=0,029]. Ancak yapısal model 1’de helikopter ebeveynlikten ebeveyn tükenmişliğine giden yol katsayısının istatistiksel açıdan anlamsız olduğu görülmüştür (p>0,05). Anlamsız olan bu yol modelden çıkarılarak yapısal model 2 test edilmiş olup, bu modelin veriye daha iyi uyum gösterdiği bulunmuştur [c2(48, n=270)=58,95 p>0,05; c2/df=1,23; GFI=0,96; AGFI=0,94; NFI=0,98; NNFI=0,99; CFI=0,99; IFI=0,99; SRMR=0,042; RMSEA=0,029]. Sınanan yapısal modellerden hangisinin veriye daha iyi uyum sağladığını belirlemek amacıyla ki-kare fark testi yapılmış ve iki model arasında istatistiksel bakımdan anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (c2=1,04; df=1; p>0,05). YEM analizlerinde hem daha az yol içeren güçlü ve sade modelin, diğer bir deyişle df’i yüksek olan modelin, tercih edilmesi45 hem de tüm yol katsayılarının anlamlı olması nedeniyle yapısal model 2’nin (Şekil 3) kabul edilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Şekil 3’te görüldüğü üzere, helikopter ebeveynliğin hem anne bekçiliği aracılığıyla hem de doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı saptanmıştır. Helikopter ebeveynliğin anne bekçiliğinden ebeveyn tükenmişliğine giden yol aracılığıyla da sıralı olarak olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı bulunmuştur. Ayrıca anne bekçiliğinin hem ebeveyn tükenmişliği aracılığıyla hem de doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı da görülmüştür. Modelde ebeveyn tükenmişliğinin ise doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınanan model ile anne bekçiliği sadece helikopter ebeveynlik tarafından açıklanırken (R2=0,07); ebeveyn tükenmişliği de sadece anne bekçiliği tarafından açıklanmıştır (R2=0,13). Son olarak olumsuz anne-çocuk ilişkisinin tüm değişkenler tarafından açıklandığı görülmüştür (R2=0,28). Modeldeki dolaylı etkilerin anlamlılığı ise LISREL programının hesapladığı t değerleriyle değerlendirilmiş olup, doğrudan, dolaylı ve toplam etkiler Tablo 4’te sunulmuştur.
Tartışma
Araştırma sonucunda, helikopter ebeveynlik ile anne-çocuk ilişkisi arasında hem anne bekçiliğinin tek başına aracı rolü bulunduğu hem de anne bekçiliğinden ebeveyn tükenmişliğine giden yol ile değişkenlerin seri aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Diğer bir deyişle, helikopter annelerin eşlerinin ebeveynliğine de müdahale etmesi, ebeveyn tükenmişliğini artırarak anne-çocuk ilişkisini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca çalışmada aracı değişkenlerin rolüne rağmen, helikopter ebeveynliğin anne-çocuk ilişkisini doğrudan da yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Modelde ilk olarak, helikopter ebeveynliğin annenin olumsuz bekçiliğini doğrudan yordadığı görülmektedir. Hem helikopter ebeveynlik hem de olumsuz yöndeki anne bekçiliği, annelerin kontrol ve yönlendirme biçimlerini ele alan kavramlar olup, özellikle kültürel bağlamda birbirini pekiştiren ve güçlendiren unsurlar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Mevcut sonuç, helikopter ebeveynliğin, diğer aile üyelerine karşı da eleştirel ve olumsuz tutumların olduğu bir aile ortamında meydana gelmiş olmasından kaynaklanmış olabilir.46 Ayrıca çocukların özerkliğini kısıtlamaya çalışan annelerin,8 bu sonuca ulaşmalarının önünde engel olarak gördüğü babalar için onların ebeveynliğini denetlemesi ve çocuk ile etkileşimini kısıtlaması muhtemeldir. Özellikle babaların çocuklarını keşfetmeye ve zorlukları üstlenmeye teşvik ederek özerklik geliştirmelerine yardımcı olabilecek tarzda ebeveynlik yapmaları daha olası olduğundan47 helikopter anneler, eşlerinin ebeveynlik rollerine katılımlarını sınırlayacak şekilde olumsuz bekçilik davranışlarında bulunmuş olabilirler. Bu bulgu, babayı yetersiz gören annelerin, çocuklarına uygun bakım sağlamak için daha fazla sorumluluk alırken engelleyici bekçilik davranışı sergilediklerini gösteren Allen ve Hawkins48 ile Tu ve ark.’nın49 çalışma sonuçlarıyla da uyumludur.
Bu çalışmada annenin olumsuz yöndeki bekçiliğinin ebeveyn tükenmişliğini olumlu yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Olumsuz bekçilik davranışlarında bulunan helikopter annelerin, bireysel ihtiyaçlarını göz ardı etmesine14ya da ev ve çocukla ilgili kararlarda kontrolü ellerinde tutmalarının50 sürdürülemez bir iş yüküne ve duygusal gerginliğe yol açmasından51 kaynaklı bu yönde bir sonuç elde edilmiş olabilir. Ayrıca, aile işlevinin tükenmişliği hafifletici rolü göz önüne alındığında,52 olumsuz bekçiliğin bu işlevi azaltarak tükenmişliği artırması muhtemeldir. Eşlerinin çocukla etkileşimini engelleyen ve ebeveynliği tek başına üstlenen annelerin daha yüksek tükenmişlik yaşaması, işbirlikçi ebeveynliğin eksikliğinin tükenmişliği artırdığına dair alanyazınla tutarlıdır.53 Bu bulgu, engelleyici bekçiliğin daha yüksek tükenmişliğe yol açtığını gösteren Pedersen’in54 çalışmasıyla da uyumludur.
Araştırmada annenin olumsuz bekçiliğinin, anne-çocuk ilişkisini olumsuz yönde yordadığı bulunmuştur. Annenin olumsuz yöndeki bekçiliğinin, çiftler arasında birlikte ebeveynlik süreçlerinin düşük olmasına yol açabildiği55 ve eşlerin çocuk yetiştirmeye yönelik azalan birlikte ebeveynlik süreçlerinin de aile işlevlerini ve atmosferini etkileyebildiği göz önünde bulundurulduğunda,16-18 anne-çocuk ilişkisinin bundan etkilenmiş olması beklendik bir bulgudur. Bu bağlamda, olumsuz bekçilik ile ilişkilerine olumsuz duygular aktaran ve ebeveynliklerinde daha az duyarlı olan anneler ebeveyn-çocuk alt sisteminde olumsuzluğa ve duygusal erişilmezliğe neden olmuş olabilir.56 Yanı sıra, annelerin eşlerine bekçilik uygulaması, çocuğun babasıyla etkileşiminin kısıtlanmasına da yol açtığı için57 babasıyla annesinden kaynaklı olarak zaman geçiremeyen çocuğun annesine olumsuz duygular hissetmiş olması, böylece anne ve çocuk arasındaki ilişkinin bozulmuş olması da muhtemeldir.
Modelden elde edilen diğer bir sonuç, ebeveyn tükenmişliğinin doğrudan olumsuz anne-çocuk ilişkisini olumlu yönde yordamış olmasıdır. Bu bulgu, tükenmiş ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerinde daha az yer aldığını, ebeveynlik rolünde duygusal kopmalar yaşadığını ve ebeveynlikten algıladıkları doyumun azaldığını ortaya koyan Roskam ve ark.27 ile Zimmermann ve ark.28 çalışma sonuçları ile paralellik göstermektedir. Dahası, ebeveyn tükenmişliğinin aile ilişkilerini engellediğini gösteren Mikolajczak ve ark.58çalışma sonucuyla örtüşmektedir. Tükenmiş annelerin sevgilerini göstermekte zorlanması ve çocuklarıyla geçirdikleri zamandan daha az doyum alması beklenen bir sonuçtur. Çünkü; uzun süreli ebeveynlik stresi, duygusal kaynakların tükenmesine yol açarak annelerin çocuklarına yeterli duygusal destek verememesine neden olabilir.23 Ayrıca, ebeveyn tükenmişliğinin fiziksel ve zihinsel yorgunlukla ilişkili olması,23 annelerin empati ve sabır kapasitesini azaltarak olumsuz anne-çocuk etkileşimlerini artırmış olabilir. Nitekim mevcut sonuç, ebeveynlik stresinin aile sisteminin tümüne zarar verdiğini belirten Crnic ve Booth59 ile Hobfoll’un60 çalışma sonuçlarıyla uyumludur.
Son olarak modeldeki aracı etkilere rağmen helikopter ebeveynliğin olumsuz anne-çocuk ilişkisini doğrudan da yordamaya devam etmesi, bu ebeveynlik biçiminin, annelerin çocuklarıyla olan ilişkisi üzerinde ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Mevcut sonuç, helikopter ebeveynliğin hem ebeveyn hem çocuk açısından olumsuz sonuçları olduğunu belirten Segrin ve ark.11çalışmasıyla benzerlik göstermektedir. Dahası, Ahmad ve ark.61 ebeveynlerin çocuğun ihtiyaçlarını engelleyici davranışlarının çocuklarıyla ilişkilerinde daha az yakınlığın olmasına yol açtığını belirten çalışma sonucuyla da paraleldir. Annelerin aşırı kontrolü ve mükemmeliyetçiliği, çocuklarında hem baskı yaratarak hem de onların anneye öfke duymasına neden olarak olumsuz anne-çocuk ilişkisini pekiştirmiş olabilir.62 Dahası, helikopter ebeveynliğin çocuk için koşullu kabul ortamı yaratması, anne-çocuk ilişkisinde güven sorunlarına ve artan çatışmalara yol açmış olabilir.63
Çalışmanın Sınırlılıkları
Mevcut araştırmanın temel katkısı, ilköğretim birinci kademede çocukları olan annelerde helikopter ebeveynliğin olumsuz anne-çocuk ilişkisi ile ilişkisinde anne bekçiliğinin ve ebeveyn tükenmişliğinin aracı rolünü sınayan öncü bir araştırma olmasının altında yatmaktadır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların, helikopter ebeveynliği ve dolaylı olarak annenin olumsuz bekçiliği ile ebeveyn tükenmişliğini azaltarak anne-çocuk ilişkisini desteklemeyi amaçlayacak müdahale programlarına rehberlik etmesi beklenmektedir.
Çalışmanın kısıtlı sayıdaki annelerle gerçekleştirilmiş olması ve örneklemde temel alınan dahil edilme ve dışlama ölçütleri nedeniyle homojen bir örneklem profili ile çalışılması, araştırmanın sınırlılıklarının başında gelmektedir. Araştırmada anne bekçiliği ile anne-çocuk ilişkisinin sadece olumsuz boyutlarına odaklanılmış olması da çalışmanın bir sınırlılığıdır. Araştırmanın diğer bir sınırlılığı ise çalışmada annelerden elde edilen ölçümlerin öz-bildirime dayalı olmasıdır. Son olarak araştırmanın kesitsel desende yapılmış olması, çalışmanın başka bir sınırlılığını oluşturmaktadır.
Sonuç
Annelerin helikopter ebeveynliğinin, anne bekçiliğini ve buna bağlı olarak tükenmişlik düzeylerini artırarak ailenin iç işleyişinde dengeyi bozduğunu ve ebeveyn-çocuk ilişkisinin sağlıklı gelişimini engellediğini söylemek mümkündür. Tüm bu bulgular, helikopter ebeveynliğin aile içi ilişkiler üzerindeki geniş kapsamlı etkileri bulunduğuna işaret etmektedir. Bu nedenle mevcut araştırma hattını devam ettirmek ve ebeveynleri bu konuda bilinçlendirmek önemlidir. Özellikle ebeveynlere kendilerine zaman ayırmaları, sosyal destek sistemlerini güçlendirmeleri ve çocukları ile kendi ihtiyaçlarını dengelemeleri önerilebilir. Gelecek araştırmalarda ise anne bekçiliğinin ve anne-çocuk ilişkisinin olumlu yönlerini de ele alarak değişkenler arasındaki ilişkilerin genişletilmesinin alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İleride yapılacak çalışmalarda farklı gelişim dönemlerinde çocuğu olan bireylerin helikopter ebeveynlik davranışlarının incelenmesi ve boylamsal çalışmalar gerçekleştirilmesi de önerilebilir.


